sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2011 Salı

‎"Eğer sağ elime güneşi,sol elime de ayı koysalar;vallahi ben bu davadan yine vazgeçmem."(EfendimizHz.MUHAMMED s.a.v.)



Gül bahçesine girenler gül olmasalar da gül kokarlar. Kainatin en güzel gülünün kokusunun üzerinizde olmasi temennisiyle...

بسم الله الرحمن الرحيم

Gül bahçesine girenler gül olmasalar da gül kokarlar. Kainatin en güzel gülünün kokusunun üzerinizde olmasi temennisiyle...

Kardelen“...♥♥♥“...Vuslatı mahşere sakladım kalbimKardelen“...♥♥♥“...Vuslatı mahşere sakladım kalbimKardelen“...♥♥♥“...Vuslatı mahşere sakladım kalbim
Adın Can Muhammed(sav),
Can oldun,
kan oldun,
ten oldun,
nefes oldun
davanı idrak eden her varlığa.
Bir cümle çıkıyordu dudaklardan:
‘Anam, babam sana feda olsun Ya Resulallah!’.
Dünyaya ait ne varsa yok oldu gözlerden, gönüllerden senin sevdanla.
Ve fıtratımızdaydı aslında Hakk’a vurulmadıkça keşfedemediğimiz sevdan.
Yeryüzünde hiçbir varlık sevilmedi Senin kadar.
Bedende atan sen oldun, damarda akan sen.
Sevgi sen,
sevgili sen
Ya Habibullah!
Rabbim adıyla andı levhi mahfuzda adını.
Ya seni bilmeyen nasıl bilsin Mevla’yı?

Ey Rabbim bana cennetin kokusunu duyur ve onun ni'metleri​nden nasîblendi​r ...
ve bana ateşin kokusunu duyurma…
AMİN...
Avuçların açıldığı,
gözlerin yaşardığı,
ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu
bu gece dualarda birleşmek dileğiyle ...

KARDELEN

Dikenli tellerin ardından sana hasretle bakan
Bir çift gözüm ben
Bi adım kadar yakın olupta
Bir ömür kadar uzak olmak Ahh...
neden diye bunca sorular Ve aşk....
Kaybeden yok aslında aşkta bilirim
Blirimde ayılığın acısı onsuz geçen yıllar kayıp değl mi?
Sorular sorular Ve aşk...
Onsuz olupta onunlahayalleri paylaşmak
Bir ekmeği bölerken bile onu düşünü tebessüm etmek
En sevdiği su böreğinden yerken boğazında gözyaşıyla karışık bir düğümün olması
Menekşeleri okşarkan yüzünü hayal ederken yüreğine bıçakların saplanması
Acılar özlemler Ve aşk....
Bir imtihan buda bilirim
Sabır dönemindeyim İsyan edeceğim diye korkuyorum ya rabbim
Bu aşkı sen koydun kalbime almadığına göre vardır bir hayır diye
İşte huzurundayım yüreğim yaralı
İşte kalbim elim kolum bağlı çaresizce beklemekteyim ya sabır
Ve aşk.....

Haydi aşk ile çek bir salavat....
Kardelen“...♥♥♥“...Vuslatı mahşere sakladım kalbimAllahümme Salli Alâ Seyyidinâ MUHAMMED... Kardelen“...♥♥♥“...Vuslatı mahşere sakladım kalbim

Kıtmirinim,

Elimde bir gül ile geldim kapına.

Adın Gül Muhammed(sav),

Gül, aşkının adı;
gül, özleminin adı;
gül, kokunun adı
ve şimdi her diken sensizliğin matemi.
Elimde bir gül ile geldim kapına,
yüreğimde Sen diye büyüttüğüm.
Bilirim ki çevirmezsin kapından layık olmasam da.
Tüm kainatın hasretini getirdim bir gül ile.
Güle gül ile geldim. Peygamberim cananım!
Yüklendim bütün dünyamı,
pak ikliminde arındırmak muradım…
Bütün Gözler RESULULLAH'(Aleyhissalatü Vesselam)'ı Görsün...
Bütün Gönüller ''O''(Aleyhissalatü Vesselam)'nu Duysun...
Bütün Gözler ''O''(Aleyhissalatü Vesselam)'nun İçin Aksın...
Bütün Kalpler MUHAMMED (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) Diye Atsın...
Bütün Yürekler ''O''(Aleyhissalatü Vesselam)'nun Sevgisiyle Yansın....
Es Salatu Vesselamu Aleyke Ya Resulullah...
Es Salatu Vesselamu Aleyke ve HabibAllah...
Es Salatu Vesselamu Aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin....

Bir davaya sevdalanmak insanı o davanın yolunda nâr-ıbeyzâ eder.
Vücudundan parçalar koparan kılıçlara karşı lâl kesilir Ebu Akil gibi.
Sevda vardır; Uhutda kırılan inciye bedel bütün dişlerini söktürür Veysele de,
aceb şu muydu yoksa bu muydu diye diye..
Sonra Nebiler Nebisinin (S.A.V.) Hırka-i Saadetlerini giyer bu sevda seyyahı. Nebiler Nebisi (S.A.V.) gönderir onu; bu kır çiçeklerinden başka râyiha duymamış Nebi Âşıkı Gül-ü Muhammediyi koklasın diye.
Sevda hasbî olursa muhakkak sevdiğine vâsıl eder insanı!
- Bülbül güle aşıktır ve mevsimi gelince gülşende birbirine kavuşturur Mevlâ onları..
- Tohumlar bahara, çiçekler meyveye, dallar yaprağa sevdalı gibi.
Ya bizler neye sevdalıyız acaba..? Bir an sonra sönecek yahut da elimizden uçacak fâni şeylere mi?
Bir rüzgâr gibi geçen temelsiz ömre mi? Yoksa nazarımızı süsleyen ve iştihamızı açan şeylerle bizleri aldatmaya çalışan dünyanın fani lezzetlerine mi?
Hayır, bizler Mevlâya (c.c.) sevdalıyız. Onun yolunda çöllere de düşsek tıpkı bir gedâ gibi rahmetini celbedinceye kadar Onun kapısında beklemeye kararlıyız...



Rabbim sıkıntıda olan ve Zulüm gören kardeşlerimize kurtuluş nasip eylesin İNŞALLAH.... İslam dünyasının sıkıntılarından zaferlerle çıkılmasını nasip eylesin İNŞALLAH...
‎"Sevgiliye" açılan pencereleri aramak kapıları aralamaktır ..
Bir nebze de olsa O'na yaklaşmak,yakınlaşmak ...Rabbim muhabbetiyle süslesin bizleri...(AMİN...)
Emanete riayet edip yaratılışının maksat ve manasını idrak edip,
rızasını kazanma azim ve gayreti içinde olan kullarından eylesin...
…Rabbim, korktuğumuzdan emin. Umduğumuza nail eylesin…Amin
ALLAH(C.C.) cümlemizden razı olur inş...
KARDELEN


''Dedim çok yalnızım, Dedin "Ben" sana yeterim.."amenna ve saddakna "
"Allahım! Bana senin sevgini, seni sevenin sevgisini, senin sevgine ulaştıraca​k olan her sevgiyi nasip et."


22 Ocak 2011 Cumartesi

Ümit ; nefes alıp vermek gibidir… Ümidi kesilenin; Nefesi kesilir…



GÜL KAPISINDA Bu denge, bu âhenk, bu hâl, bu zaman;

Aşk ile can buldu bu arz, bu devran!..

Yine döner miydi her âlem her an?

Hakk’ı tesbih eden dil olmasaydı!..




Kazanmaya giderken kaybedilenler!…


Minareye kılıf hazırdı!
“Ey iman edenler! Allah’tan nasıl korkmak lâzımsa öylece korkun. Sakın siz Müslüman olmaktan başka bir sıfatla can vermeyin.” (Âl-i İmran; 102)
Bir eksiklik var bir yerlerde, bir kopuşun hikâyesi bu. Sımsıkı tutunmamız gereken bir ipin, bilerek ve isteyerek bırakılışı gibi. Uçurumların eşiğine gelmek ve oradan düşeceğini bile bile geriye dönmemek gibi. Hep uyumak ve hiç uyanmamak gibi…
İki yol vardı önümüzde
iyi ve kötü...
Bir gün, üçüncü bir yol daha eklendi hayatımıza. Nasıl olduğunu anlamadan beliriverdi yanı başımızda; bizim sandığımız fakat bizden olmayan, olmaması gereken hayatlar.
Sorgusuzca kabullendik, sanki bize uyar gibi, düşünmeden, telaşlanmadan kabullendik ve başladık o yeni hayatları yaşamaya…
Öyle hayatlar ki; ne çok iyi nede kötü.
İyilikle kötülüğün çarpıştığı, iradenin şaştığı, aklın karıştığı bir yol uzandı önümüzde. Ne garip, değişti her şey aniden. Küçük sandığımız dünyamız büyüdü birden bire. Yeni simalar, yeni dimağlar ve yeni kazançlar.
Yavaş yavaş özünü kaybetti, dünümüzde yaşanan ne varsa. Dünyaya ait yeni şeyler eklendikçe heybemize, daha çok kabarır oldu iştahımız.
İştahımız kabardıkça biz küçüldük. Yeni şeyler kazanma derdine düşerken, tahrip ettiğimiz manevi değerlerimiz, dinimiz, diyanetimiz, yeni yaralar açtı durdu gönül âlemimiz de…
Gören gözler görmüyor artık, yapılan nasihatler faydasız.
Biz “Her şeyin en doğrusunu yapıyoruz ya!” öyle diyor nefsimiz. Oysa gözlerimizde devleşen isteklerimiz, Hak katında değeri olmayan küçücük şeyler.
Biz küçük şeylere takıldık kaldık yok yere.
Çelişkiler aldı gitti başını hayatımızda, iç başka dış başka. Dilimiz başka halimiz başka.
Her şeyi yıktık, yeniden inşa etmeye kalktık, sabit ve değişmez olan dinimizin kurallarını…
Nefsimiz can atıyor diye, dünyalık eşyaya, kendimizce fetva bulmaya başladık. Minareyi çalan kılıfını hazırlar ya, o misal. Biz de çoktan çaldık minareyi. Kılıf mı? O hazırdı bile!
Nefsimiz ne derse yaptık
Birilerinin başı örtülü ama etekleri kısa veya pantolonlu. Örtü ayetine tepeden tırnağa ters düşen, Yaradan’ın emriyle alakasız bir şekilcilik zuhur etti. Rengârenk giysiler donattı sokakları, fetva hazırdı; “Olsun, moda bu, ne yapalım şimdi devir böyle” dedi, içini rahatlatmak isteyenler…
Birilerinin komşusu aç ama kendisi tok, komşusunun fukaralığından haberi bile yok. “Benim daha çok ihtiyacım var. Hele şu evi, şu arabayı bir yenileyeyim, daha sonra” dedi vicdanını susturmak isteyenler…
Birileri faizin haram olduğunu çoktan unutmuş, “Ne çıkar, artık kazanmanın usulü böyle. Ticaret bu, olmazlar da olmalı bazen” dedi gözü doymak bilmeyenler…
Yanıyor sokaklar, yanıyor evler, yanıyor yürekler!...
Yok mu gören? Yok mu bu yangınları söndürmek isteyen?
Biz kendi isteklerimize göre hareket eder olduk. Hakka karşı vefasızlık baş gösterdi, başkalarının doğrudan sapması bizi kendimize getirmesi gerekirken, biz de onların peşinden gittik. İzlerini takip ettikçe izimizi kaybettik. Yol saptı, akıl şaştı.
Karıştı her şey, hal diliyle örnek olması gereken biz Müslümanlar; hal dilini unuttuk, bir Müslüman’ı andırmaktan bile uzağız şimdi. Dışımız yıkılmaya yüz tutmuş, harabe evleri anımsatır hale geldik.
Haram dediğimiz şeylere el uzatırken yanmıyor elimiz, dil uzatırken yanmıyor dilimiz, meylederken gönlümüz yasaklara; ıstırap duymuyor yüreğimiz. Bizi dünyaya bağlayan metalar çoğaldıkça hayatımız da irademiz de üçüncü yola takıldı kaldı, gönlümüz o yola kapıldı.
Akıllıca olanı yaptık, karlı olanı tercih ediyoruz, sandık.
Oysa yanıldık çok yanıldık.
Uyanmalı artık…
Haramlar mubahlaştı, helaller rafa kaldırıldı. Çünkü helal olan, nefsin sınır tanımaz arzularına yetmedi. Yetmeyince de “Bu da olsun, şu da olsun, ne olacak ki, kime ne zararı var ki…” tarzında cümleler kol gezdi dört bir yanda. Hakkın hoşuna gitmeyen hayatlar şekillendi yavaş yavaş…
Maddi boşluklar doldu dolmasına ya, manevi boşluklar ne olacak? Umursamaz tavırlarımız nereye kadar, nereye kadar dinimizden bir haber yaşayışlarımız?
Kurallar, çiğnenmek içinmiş öyle mi?
Hayır, öyle değildir. Allah’ın ayetleri kural değil mi? Kanunlar ve yasalar hayatı düzenlemek içindir. Kuranı Kerim, Allah’ın kanun ve hükümleridir.
Doğrular bunlarken, neden sırt çevirdik bunlara?
Başımıza gelen dertlerin, yaşadığımız problemlerin sebebi, özümüzden kopuşumuz, dinimizi unutuşumuz değil mi?
İslam’ın anlamı teslim olmak değil midir, biz nasıl bir teslimiyet noktasındayız ki dışımızı kendi istediğimize göre şekillendiriyoruz?
Biz Müslümanlığın neresindeyiz ki cebimiz para görünce Allah’ı unutuyoruz?
Biz nasıl Müslümanız ki gösterişli evlerde, saraylarda O’nu arıyoruz. Saray dediğimiz, ha yıkıldı ha yıkılacak dört duvar değil midir? O’nsuzken...
Galiba teslimiyetimizi yanlış yerlere yaptık.
Allah bizim yaratıcımız, halimiz ne olursa olsun, kazancımız ne olursa olsun, O hep bizim Rabbimiz değil mi? Öyleyse neden zaman, mekân ve hayatlarımız değişince unutuyoruz O’nu?
Ya da neden, O’nu unutturan şeylere bu kadar meylediyoruz?
O’nun verdikleriyle idame ettirmiyor muyuz hayatımızı?
O’na muhtaç değil miyiz, her an her saniye?
Kazandıklarımız O’nun emanetleri değil mi?
Ve O’nun istemesi halinde, bir ömür harcayarak elde ettiğimiz kazançlarımız bir anda çıkıp gidemez mi ellerimizden?
“Benim” demeye hakkımız yok, hep “O’nun” dememiz lazım. Nankörlüğün lüzumu yok, olmamalı. Nankörlük çıkmaz sokak gibi değil midir?
Kazandığımız dünyalıklar bize vazifelerimizi unutturmamalı, lakin unutunca, kendimizi soyutlayınca, Allah’ın koyduğu kanunlardan ve kurallardan manevi kayıplarımız çoğalıyor.
Cennete senedimiz varmış gibi rahatça gülebiliyor, rahatça uyuyabiliyoruz. Yarın geç kalabiliriz, telafi etmek için hatalarımızı ve ayıplarımızı.
Şimdi uyanmalı ve hatalardan dönmenin yollarını aramalıyız. Ve bir köşeye oturmalı tepeden tırnağa, içten dışa süzmeliyiz kendimizi.
Allah’ın isteklerine uymayan görüntümüzü, halimizi, tavırlarımızı bir bir elemeliyiz.
Biz, Allah’ın sevgisinden elenmeden…
ZEYNEP YETER ASLAN




İnsanlar zamandan şikayet eder, zaman konuşacak olsa insanlardan utanırdı..

İmam Şâfii

بسم الله الرحمن الرحيم


Aşk'a GeLmek MarifettiR...

Aşkım Var Diye Sevinme

Aşk'ın kurallarını yaşamadan çiğnemeye kalkarsan, aşk seni yerden yere çarpar!

Aşktan büyüdüğünü zannedersin...

Aşkın gözünde küçülürsün de anlamazsın...
Aşıklar kendini bilmezler. Nefs dediğin bir ateşse,nefsin ateşinde yanmayı değil,

nefsi kendi ateşlerinde yakmayı bil... Aşk ehli tehlikelidir...
Yananlar bilir aşkın öfkesine bulaşılmaz...
Aşka ulaşmak için önce aşkın sahasını bulmalı... Kendini kendine katmadan acizliğini farketmeli...

Kibir aşkta yoktur! Sen ey kibir sahibi... Aşkım var diye sevinme.

Seni sevindiren gecici bir heves. Bizim heves dediğimiz ise nefsin yolunda büyüyen ışıktır... Karanlığı göçertmek istiyorsan, kendini acizliğin en alt tabakasına indir...
Ki seni görelim!...
Aşkını isbat edebilesin...
Aşk kanıt ister! Yerin yedi kat dibine in ki, göğün yedi kat semasıyla şereflenesin...
Aşıksan, ayaklarına sürçmemeyi öğret ki, dansınla alemi de döndürebilesin...
Ha Şems olmuşsun ha Kamer!
Ne büyüklüğün önemlidir ne de küçüklüğün.
Aşkınla yüceltir, aşkınla diri biliriz seni
Neyle yoğrulduğunu unutma ey Adem!
Senin varlığın ne su ne balçık ne de başka birşey!

Sadece sevgi... Alem'in özü sevgi ve muhabbetten geliyorsa,

bizden aşk iste, muhabbet iste, sevgi iste.

Ki seni katlardan katlara aşkla ulaştıralım...
Aşıklar makamı farklıdır ey Adem! Acın baş tacı olmalı. Sancın ayrılmazın.

Ve sabrın, canlı ve cansızın şükrüne denk gelmeli.

"Hayy Hakk" dediğinde, titretmelisin!

Sakın ha!

Bu dediğimizle kendini büyültme!

Çünkü biz nefsi bakımdan alçalmışları, gönüllerini yerde tutanları,

sevdaları başta olanları, başları ise edepten ve hayadan eğik olanları hep üstün tuttuk...
Aşkın mübarek olsun'lardan önce, bayramlığını giyin!

Aşka kurban olacaksan, aşkın mübarektir...

AŞKINIZ MÜBAREK OLSUN...



Susuyor, Seni dinliyorum. Adın için yaşıyorum.

Adın ki bir emanet dilimde. Adın ki, eksilmeyen tek kelime…!




AŞK!
O aşk ile dol ki, güzel sev! . Güzeli sev!
”Güzel” kimdir?
Kaşı güzel, gözü güzel, ağzı burnu, yüzü güzel mi? …
Bunu da Hz.Rasûl Aleyhisselâm açıklıyor;
“İnnallahe cemîlûn muhibbûl cemâl…..

ALLAH GÜZELDİR; GÜZELİ SEVER!..



Mahcubum Ya RAB!..

Bir tırtıl misalidir yaşadığımız hayat..
Çok kısadır aslında ömür denen şey.
Kelebek misali doğar,
Yaşar ve ölürüz..
Kendi kozamızı öreriz hayat boyu.

Ya yakıp kendimizi,
İpek oluruz tezgahlara ve hünerli ellere,
Ya da öyle mükemmel işleriz ki kendimizi,
Kelebek oluruz sanatkârımıza..

Hüsnü Avcı



Copyright ©2011 KARDELEN™

21 Ocak 2011 Cuma

"....Yüreğimin bir ucundan diğer ucuna hicretteyim şimdi..."





...''Abdest Almak 1 Dakika, Namaz KıLmak 5 Dk. Sonrasındaki Huzur"...

Secdeye özen borçluyum... Secdeye özür borçluyum... Secdeye ömür borçluyum...


Aklına yanlızlık gelmesin,mesafeler yalandır.Acılar yüreğni daraltmasn,dünya imtihandr.
Sığın o'RABBE'ki cezası bile LUTFUNDANDıR...



بسم الله الرحمن الرحيم


‎"Sevgiliye" açılan pencereleri aramak kapıları aralamaktır ..
Bir nebze de olsa O'na yaklaşmak,yakınlaşmak ...Rabbim muhabbetiyle süslesin bizleri...(AMİN...)

Gül yüzünün açtığı lalezarda, bir solgun laledir yaralı gönlüm…
Hiç göremediğim o cemali, anlatılanların ötesinde bilemedim Efendim…


Emanete riayet edip yaratılışının maksat ve manasını idrak edip,
rızasını kazanma azim ve gayreti içinde olan kullarından eylesin...
…Rabbim, korktuğumuzdan emin.
Umduğumuza nail eylesin…Amin
ALLAH(C.C.) cümlemizden razı olur inş...
CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN...
KARDELEN

Mahcubum Ya RAB!..

Senin kudretinle canlandım,
Senin san'atınla süslendim,
Senin lütfunla güldüm.
Simdi bir duam daha kaldi mahşere sakladığım:
Beni gören gozleri ateşte yakma, Ya RABBİ…!!!"


Copyright ©2011 KARDELEN™