21 Aralık 2010 Salı

BEKLEYİŞLERE YÜKLEMİŞSEN AŞKINI VE ‘YARIN’I BEKLEYEREK TÜKETİYORSAN ZAMANINI, BEKLEME ...... Çünkü; O YARIN HİÇ GELMEZ.....!

Kur’an-ı Kerîm’de Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Asra yemin olsun ki hiç şüphesiz insan hüsran (zarar)dadır.
Ancak inanıp salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve
sabırlı olmayı tavsiye edenler bunun dışındadır.” (Asr, 1-3)
Anlamak; yüreğindeki tanımlayamadığın çırpınışın,
ruhundaki galeyanın, secdede son bulmasıdır.

Yalnız Soluk ...


Ruhum, yalnızlığın bahçelerinde gezinirken bir sevdâya ağladığını fark ettim. Sordum yalnızlığıma:

“–Kimdir, seni benim içime salan?” diye…

Hüzün geldi yanına ve konuştu yalnızlığım:

“–Huzuru aramaktır!..” dedi benim adım… “Bu arayıştır, beni içine salan!..”

Hani olur ya, renksiz resimlerdeki yalnız duran banklar gibi, bu da başka yalnızlıktı kalpte yaşanan… Sayısız nefeslerin içindeki “yalnız soluktur” adı… Dostluğun özlemi eklenir ve yangın olur, yalnızlık makamı… Her kelime ikinci bir anlam kazanır, gittikçe açılır perdeler ve mevsimine göre sevdâ yaşanır… Rabbin merhametidir bu yalnızlık!.. Tüm dayanakların bencilliğidir… Sıkışan yüreklerin feryâdıdır.

İnsan bilmez sâdeliğini ve bilmez kimsesizliğini… Tâ ki, rahmet tecellî eder ve başlar kalplerden gidişler!.. Sahte putlar gider!.. Beyazı kıskanır ruhlar, çünkü en çok sevdâsı olana yakışır temizlenen yürekler…

Kaybolanlar, anlatılmaz bu arayışlarda… Ve bulunanlar da gizlidir.

Bir yalnızlıktır bu… Uçuşan yaprakların hışırtısı gibi nereye estiğini bilmeden, yalnızca “Es!..” emrini yerine getiren!..

Ve bir keşiftir bu, malzemesi yalnızca bir yürek olan ve aslâ yalnızlığından gocunmayan!.. Kimileri korkar bu “tek”likten, kimi ise alır lezzetini, payına düşen nasibinden!.. Derinliğini maviden alır, bu hisler… Toy yürekler gibi korkmaz ölümden… Lafta da kalmaz bu yalnızlık, Yaratan, her şeyin farkındadır.

Şimdilerde benden öte bir ses var içimde… Kalabalıkların içindeki, yalnızlığına ağlayan ruhların gözyaşlarını, bilmez sahipleri… Doludur içi… Dolu zanneder, oysa… Kalabalıktır etrâfı… Yalnızdır oysa… Gözü kapalı, her dâim sevenleri vardır. Yaratan’ın sevgisi asıldır oysa… Bunlarla yüzleşmek de ürkütür, seveni çok olanları ve ebediyeti kıskananları…

Alıştırmalı gönülleri… Farkına varmalı… Etraftaki nefeslerin “çokluğu” kadar “fâniliği” de akıllarda kalmalı… Bilmeli âcizliğini ve Yaratan’a sığınmalı!...

Gülen yüzler de ağlar bir gün!.. Kalabalıklar da tenhâlara salar, kendini!... Bu vakitler gelmeden bulmalı dengeyi!..

Bir yatırım yapmalı kalplere… İlerideki sâde günler için… Yaratan’ın sevgisinden bir çınar büyütmeli… Yalnızlığımda, gölgesi, tesellî mekânım olan ve gerçekleri sindirecek kadar büyüklüğü keskin olan… “İman azığı”m olmalı… Yalnızlığımda, karnımı doyuracak kadar sağlam olan…

Uzak sanmamalı, bu beklenen yaprak dökümü günleri!.. Bir gün titrek ellerimle penceremi açtığımda, gelmiştir “yalnız soluk” mevsimi…

Aslına dönmüştür her şey… Ruhum kendi sevdâsının derdindedir artık.. Vakitler ayrılır cömertçe, Yaratan’ın muhabbetine…

Hissetmeseydim bu hüzünlü mevsimleri, bilirim ki, kavuşmayacaktım muhabbete!... Bilirim ki, oyalanacaktım, bir çok “soluk” içinde!.. Burnu büyük sevdâlarımın peşinde koşmaktan, “son nefesimde” yorulacaktım. Ve geç kalmışlığın yasını tutamadan, yok olacaktım!...

Şimdi ruhum kendine gelir. Bırakır, kalabalıklar içindeki çâresiz mırıldanmalarını… Etrâfındaki nefeslerin soğukluğu da üşütmez artık içimi… İman ateşi ve Yaratan’ın sevgisi ısıtır, tüm kâinâtı ve beni…

Yalnızlık, başka lezzetler katar ömrüme… Bir başka güzelliktir, sâdelik… Artık yüzüme kan gelir… Tebessümlerin, aynasıdır içimde değişen mevsimlerin… Yaprağın kaderi düşmekse, benim de kaderimdir, yalnızlığımla yüzleşmek ve düştüğüm yerden Mevlâ’ya yükselmek… Yeniden sevmek, yeniden sevgiyi hissetmek… Yalnızlığın tadını çıkarmak… Huzurlu dakikalarla baş başa kalmak…

Şimdi değişir, yalnızlığın karanlık tarihi… Şimdi temizlenir, üstüne sürülen kirli lekesi… Artık “öz” vardır, kalabalıklardan sıyrılmış olan… Yalnız Rabb’in merhamet tecellîleri vardır kalplerde… Duâlar vardır ve O’nu keşfetmek vardır, çok derinlerde…

Kuramadığım hayali kadar sevdim yalnızlığı… Ürpertisi bende derin bir iz bıraktı. Issızlık, çığlıkları kıskandırdı…

Ve beni elimden tutup Rabbime, bu yalnızlık taşıdı.

Fatma Aladağ


Ey nefis! Etrafındaki insanların çokluğuna bakıpta aldanma ..
Çünkü; sen yalnız ölecek,
kabre yalnız girecek ve kendi hesabını yalnız vereceksin ..


Mevlâna Celâleddin-i Rûmi (k.s.) Hazretleri şöyle buyurur;
"Zâlim kimsenin sohbetinin zâlim yaptığı gibi,
Sâlih kimselerle sohbet, seni sâlih kimse yapar."
İnsan, dünyada zâlim, fâsık ve günahkâr kimselerle
sohbet edip onlarla oturup kalkarsa kıyamet gününde beraber haşrolunacaklardır.
Sen ne kadar iyi olursan ol,
onların o sohbetinin uğursuzluğu sana da sirâyet eder,
ama sen onu anlamazsın…

”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli...”
”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir...”


İKİ ŞEYİ ASLA UNUTMA!
ALLAH I VE
ÖLÜMÜ
İKİ ŞEYİ DE HEMEN UNUT!
YAPTIĞIN İYİLİĞİ VE
GÖRDÜĞÜN KÖTÜLÜĞÜ.....


Kardelen“...EVET BİR ÇİÇEKLE BAHAR OLMAZ AMA HER BAHAR BİR ÇİÇEKLE BAŞLAR...

Copyright ©2010 KARDELEN™


17 Ekim 2010 Pazar

Sükutu Ezberledi Yüreğim Artık Tefekküre duran bir derviş gibiyiz ...‏



Gıpta etmede ey Gül, binlerce gül-zâr Sana! Yusu...

f, Senin dalında çiy tanesidir sanki, Dîvâne kesilir göz etse, bir nazar Sana!

''Bize senden sonra yaşamak düştü!!''.

Sevmeyi Yaradanın Sevgisinden Nasiplenmek Duasıyla...



başkayım bugün,içimdeki her heves her umut daha bir sönük... Aklım Ses Ver Hangi Kuyudasın .. !Yusuf Misali Sabır kuyusundayız...
Sükutu Ezberledi Yüreğim Artık Tefekküre duran bir derviş gibiyiz ...


Kendini görmek için baktığın aynada, ancak karaltılar görebilirsin.

Böyle bir bakışın iliştiği yerde,

kimse senin kendini görmeni sağlayacak kadar karartmaz kendini çünkü.

Gördüğünüz, görülme meyilli camlardaki siluetlerdir sadece.

Bir ayna varsa ortada, biri fedadır. Biri seçilmiştir.

Biri gördüren, biri görendir.

Ayna kötü değildir. Rabbimin kendini göstermesidir ayna.

Semada, arzda, bitkide, denizde, âlemde, insanda, annemde.

Emek emek, vazife vazife güzelliktir ayna. Vefadır. Temaşadır.

Karası nefsim olsa, parlayan haktır.

Onca ayna içinden seçerse onu bana beni veren, başımın üstünde taşırım ben aynamı.

Onu kırmakla kendimi kayırmam, kararmayı da göze alır, ışığın kaynağına ulaşırım.

Aynamı yanıma alır, ebedi mekânda izlediğim hatıralara,

“Seninle bakmıştım” diye, bir kez daha doyarım.

Şükrederim. Vefa ederim. Severim.

Değil mi ki benim olmayanı taşırım, ben de bir aynayım.

Kırmam gereken şey nefsimdir. Aşk değil.

Aşkı kırmayın, sadece ayna değildir ve ayna değerlidir:

Kim ki aşka meyli yoktur, vah ona! Kuş misal vermez kanat Allah, ona. --Hz Mevlana

Nuriye Çakmak


...Rabbim! Sen ki AŞK'ın kıblesisin...Kalbi sana dönmeyenin AŞKkabul olur mu!...




Sevgim, tek gerçeğim!..
Bu yolda imanımın derdindeyim ve yine tek senin izindeyim, tek senin kapında dizüstü çökmekteyim ve yalnızca “gel” demeni beklerim…



Copyright ©2010 KARDELEN™